1091-328

Evladımız muhterem Taha’nın gözlerinden öperiz.
Bundan sonra Allah’ın selamı, bereketi ve rahmeti üzerinize olsun. İkinci olarak, ey oğlum, mektuplarınızın arkası kesildi, sebebi nedir? Her hafta bir kart atıyorum. Bundan önce de buradaki Türk zabitleriyle birlikte seni anıyorduk. Bizleri Türk zabitleriyle birlikte buraya attılar, şimdi döndük, Nikolski Osori Peski beldesindeyiz. Burası Viladivostok şehrine yüz fersah mesafededir. Yine yanımızda Türk ve Arap zabitlerinden bazıları var ki Bağdadlı Muhammed Emin Efendi ve Şâkir Efendiler onlardandır, aileler için endişe içindeler. Biz hepimiz aynı gece esir olduk. Topçu yüzbaşısıdırlar. Ailelerinden haber aldılar. Bu mektubu yazan Abdülbaki de sizlere selâm ediyor. Kendi baba ve âilesine selam edip onlardan henüz bir haber alamadığını bildirmektedir. Yine yanımızda bulunan Aziz bin Hamd el-Yâsin Neccâr da selam ediyor ve Sûk-ı Hammâde’deki kardeşi Abdullah’a da selam gönderiyor. Biz şu anda elhamdülillah bir arada olduğumuzdan üzüntümüzü paylaşıyoruz, bundan dolayı ayrılık acılarımız hafifliyor. Allah, Kerîm’dir, ümidimiz odur ki inşâallah vatanımıza döneceğimiz vakit yakındır. Lâkin Allah, onun vaktini en iyi bilendir. Mektubumuzu okuyana ve dinleyenlere, bizden haber soranlara selam ederiz. Baki sıhhat ve ömrünüz için dua ederiz. Kardeşlerimize, ana baba ve ailelerimizin hepsine selam ederiz.
Sağlığınıza duacı babanız Ramazan bin Mehdi el-Garb.

1016-71.1

Arapça mektubun tercümesi:

3 Eylül 1916
Cezîre – Siyâsî Tutuklular Evi (Dâru’l-İʻtikâli’s-Siyâsî).
Kıymetli Kardeşim, Allâh seni korusun.
Binlerce selam ederim. İki seneden fazla sürse de nihâyet cevâbını alabildim. Oluşan sevinç ve ferahı hiç sorma, tarif etmeye gücüm yetmez. Zira pek uzun vakittir gözlerim yaşlı bir halde, gelecek mektubunuzu bekliyordum. Sağlık ve selâmetinizden dolayı Allâh’a hamd ediyorum; binlerce defa hamd olsun. Dirheme(para) göndermenize hâcet yoktur, zira şu anda ona ihtiyaç duymuyorum. Ancak harbin bitişinden sonra belki lazım olur. Kardeş olarak gösterdiğiniz şu vefaya ve güzel muamelenize teşekkür ediyorum. Muhterem pederime sıhhat ve âfiyet içinde olduğumu bildir. Kalbimde sizden ayrılık haricinde bir üzüntü yoktur.
Adresi: Mısır Cezire tutuklu evi.
Sâdık Selim, kardeşiniz.

1016-71

Arapça Tercüme:

Bihî
Efendim,
1829 numaralı makbûz cevâbıdır. Birâderimin kıtʻa-i askeriyesinde ve hâl-i harbde bulunduğu müddetçe hiçbir mektûbunu alamadığımızdan hangi kıtʻadan esîr olduğu bizce gayr-ı maʻlûmdur. Bilâhare Mısır’dan Arapça ibâreli mektûblarını aldık ve cevâben göndermiş olduğum mektûblarımın da kendisine vâsıl olduğunu diğer mektûbundan müstebân bulunduğundan kendisinden gelen bir mektûbu leffen takdîm ediyorum. Adresi derûnunda mevcûddur. Mümkin olduğu takdirde meblağ-ı mezbûrun lütfen irsâline himmet buyurulmasını istirhâm eylerim efendim.
Fî 2 Şubat sene [1]332 [15 Şubat 1917]
Karacabey’de jandarma Bekir.
8 Şubat 1332 [21 Şubat 1918].
Levâzım-ı sâlisi

922-74

Arapça Tercüme:

Hilâl-i Ahmer Huzûr-ı Âlîsine
Malumunuz olduğu üzere, ben Muhammed bin Câsim, Musul’da Havşe’l-Hân mahallesi sâkinlerindenim. Bir sene oluyor ki anneme yazdığım mektuplara bir cevap alamıyorum. Sizden ricâm, onunla alakalı bir haber alıp bana ulaştırmanızdır.
16 Cemâziyelâhir sene 1336 [29 Mart 1918]
Havşe’l-Han mahallesi, 21 numaralı hâne
Şeyh Abdal mezunlarından Muhammed Câsim (tevellüdü 1302 [1885])
Numara 12598
Alttaki Osmanlıca:
Sâhib-i varaka der ki: Musul’un Havşe’l-Hân mahallesi sâkinlerinden olub pederinden mektûb almadığını yazıyor. Pederinin ismi Câsim me’zûn-ı Şeyh Abdâl. [Osmanlıcada hatalı tercüme var]
t. 17049
Musul Vilâyetine
3 Eylül 1334 [3 Eylül 1918]