
Evladımız muhterem Taha’nın gözlerinden öperiz.
Bundan sonra Allah’ın selamı, bereketi ve rahmeti üzerinize olsun. İkinci olarak, ey oğlum, mektuplarınızın arkası kesildi, sebebi nedir? Her hafta bir kart atıyorum. Bundan önce de buradaki Türk zabitleriyle birlikte seni anıyorduk. Bizleri Türk zabitleriyle birlikte buraya attılar, şimdi döndük, Nikolski Osori Peski beldesindeyiz. Burası Viladivostok şehrine yüz fersah mesafededir. Yine yanımızda Türk ve Arap zabitlerinden bazıları var ki Bağdadlı Muhammed Emin Efendi ve Şâkir Efendiler onlardandır, aileler için endişe içindeler. Biz hepimiz aynı gece esir olduk. Topçu yüzbaşısıdırlar. Ailelerinden haber aldılar. Bu mektubu yazan Abdülbaki de sizlere selâm ediyor. Kendi baba ve âilesine selam edip onlardan henüz bir haber alamadığını bildirmektedir. Yine yanımızda bulunan Aziz bin Hamd el-Yâsin Neccâr da selam ediyor ve Sûk-ı Hammâde’deki kardeşi Abdullah’a da selam gönderiyor. Biz şu anda elhamdülillah bir arada olduğumuzdan üzüntümüzü paylaşıyoruz, bundan dolayı ayrılık acılarımız hafifliyor. Allah, Kerîm’dir, ümidimiz odur ki inşâallah vatanımıza döneceğimiz vakit yakındır. Lâkin Allah, onun vaktini en iyi bilendir. Mektubumuzu okuyana ve dinleyenlere, bizden haber soranlara selam ederiz. Baki sıhhat ve ömrünüz için dua ederiz. Kardeşlerimize, ana baba ve ailelerimizin hepsine selam ederiz.
Sağlığınıza duacı babanız Ramazan bin Mehdi el-Garb.


