Belge: 1139-30
Yunanistan Pire Limanı’ndaki Hey Mey Moro Japon Vapuru’yla İtalya’nın Asinara Adası’na getirilen ve esaret hayatını burada geçiren bir esirin, 1921’de yazdığı mektubudur.
Belgeyi Dinleyin

Sûret
Asinara adası 29 Teşrîn-i evvel 1337
Doktorcuğum vallâhi verilmiş sadakanız varmış. Sizlere ne mutlu Kadir gecesi dünyaya gelmişsiniz. Vah zavâllı bizler. Dolmamış çilemiz varmış da ikmâl ediyoruz. Menhûs Yunanistan’dan sekiz aylık dûzahî vapur hayâtından kurtulduk ama, daha belâlı yere çattık. Tavsîf imkân hâricinde. Yalnız dilimin döndüğü kadar bulunduğumuz mevkiʻ ve vazʻiyyet hakkında kısaca maʻlûmât vermek istiyorum. Sakın mubâlağaya hamletmeyiniz. Emîn olunuz ki hepsi hakîkattır.
Asinara denilen adamız Sardunya adasının şimâl-i garbîsinde maʻhud bahr-i hazardaki Nargin adasının bir nazîri şehremîni Cemil Paşa hazretlerinin İstanbul köpeklerini nefyettiği Hayırsız Ada’nın da hemen hemen kardeşidir. Bu adada vaktiyle in cin yokmuş. Yılan, akrep, köpek balığından geçilmezmiş. Senenin sonbaharında yalnız balıkçılar balık saydına gelirlermiş. Bütün ada taşlıktan ibârettir. Adada harb-i umûmîye kadar menfi, cânî mücrimîn-i siyâsiyeden başka kimse ikâmet etmeyip hâlî bir hâlde imiş. Yanlız bu harbde yetmiş seksen bin kadar Avusturya Macar ve Alman rüfekâ-yı felâketzedemiz ikâmet ettirilmiş hatta otuz kırk bin kadar da bîçâreleri telefât verdikleri mervîdir. Maʻamâfîh mevcûd üserâ mezarlığı da bunu isbât etmektedir. Akdemce telefâta en birinci sebep yılan, akrep köpek balığı olduğu sürgünlerin ifâdesinden anlaşılıyor. Bi’t-tabʻ ekseriyyeti açık ordugâhdaki pislik, sefâletten mütevellid emrâz-ı müstevliyeden helâk olmuştur. İşte azîzim yedi senelik çekilen mihen ve meşākkın mükâfâtı !!.. Medenîlere insanlıktan tecrîd edilmiş ve bütün maʻnâsıyla hâdim-i insâniyet olan bir adada sürgünler, cânîler, mücrimîn-i siyasîyelerle hem refīk ve hem ayâr olduk. Laʻnet.. Binlerce laʻnet.. Gelelim tarz-ı maʻîşetimize : Evvelâ adada mezrûʻât ve hubûbâta ait bir şey yok. Hatta su bile on mil mesafaden vapurla gelmektedir. İʻâşemiz fevkalʻâdedir?! Meğer İtalyanlar bizi buraya harb-i umûmîde iddihâr ettiği erzâktan bakiyye kalan, kurtlu, kokmuş küflü erzâkın sarfı için getirmişler! Her gün öğle yemeği sâde suda haşlanmış aʻlâ kurtlu makarna.. Baʻzen kokmuş ve pek az mikdârda et konservesi de vardır. Akşama sâde kireçli suya bir tirit. Yevmiye adam başına bir funt (yüz dirhem kadar) çavdar ekmeği! Görüyorsunuz ya!! Ali Efendi lokantası tokatlıyan ve sâirenin askerleri burada ölçü vermez.Geceleri mutantan elektrik ziyası altında!!! Karanlıklar, zahmetlere pûyân oluyoruz. Defʻ-i hâcet için dışarı çıkmak imkân hâricindedir. Lamba, mum ve sâire arama İtalyan kumandanlığına her ne için mürâcaʻat olunursa alınan cevap: Bende de yok bende karanlıkta oturuyorum yazdım.. Yazıyorum.. Yazacağım.. Gelecek!..
Maşâallah Roma Sefâreti baş kâtibi Feridun Bey adaya ihrâc günü muhtelit bir komisyonla teşrif ederek doğrusu her türlü esbâb-ı istirâhatimizi teʼmîn etti?. Ve hemen âcilen ertesi günü rüfekâsıyla birlikte Roma’ya avdet buyurdu. Mûmâ ileyhin gösterdiği himemât ve hidemâta ve iktihâm ettiği zahmete doğrusu ne yolda teşekkür edeceğimizi bilemiyoruz? Hey yâ Rab! Nedir bu çektiğimiz? Acaba harb-i umûmînin müsebbibleri biz miyiz?! Ne dîni, îmânı yok bir memlekete
Zahrına